|
MHP’li bir yönetici 12 Eylül 2010’da yapılacak tarihi referandumda niçin “Hayır” diyeceklerini şöyle savunmuş:
-Türk Milleti’nin üzerinde kirli emellerin uygulanmasını önlemek için “Hayır”,
-Avrupa Birliğinin “Evet” çağrısına ve Türk siyaseti üzerindeki vesayetine dur demek için “Hayır”, -Yargının siyasallaşmasını önlemek için “Hayır” -Anayasa’nın değiştirilmesi teklif dahi edilmeyecek maddelerinin, değiştirilmesinin önünün açılmasını önlemek için “Hayır”,
-AKP‘nin, küresel ilişkileri, siyasi ihanetleri, yolsuzlukları için Yüce Divan’dan yargılanmaktan kurtulmak istemelerini önlemek için “Hayır”,
-AKP’nin demokrasi ve özgürlükler adına ahkam kesmesini önlemek için “Hayır”…
***
Şimdi elinizi vicdanınıza koyarak MHP’li yöneticilerin “hayır” demek için sıraladığı maddelerin ‘evet’e mi yoksa ‘hayır’a mı daha yakın olduğunu söyleyin.
EVET: Çünkü; 12 Eylül 2010 günü sandıktan daha fazla ‘evet’ çıkması halinde Türk Milletinin geleceği aydınlanacak, Türk Milleti artık darbe korkusunu yaşamayacaktır. Analar, suçun vasfından ziyade ‘denge sağlansın’ diye bir sağdan bir de soldan asılan çocukları için daha fazla gözyaşı dökmeyecektir.
EVET: Çünkü; Anayasa kutsal kitap değildir. 12 Eylül Anayasası’nın mimarı Kenan Evren bile, “vaktiyle yaptığım konuşmalara bir baksınlar. Hepsi unutuldu. Ben dedim ki: Bir zaman gelecek, bu Anayasa değişecek. Bizim yaptığımız Anayasa Allah'ın emri mi? Anayasa, mukaddes kitap mı?.. Kur'an-ı Kerim mi? Günün şartları neyi gerektiriyorsa o yapılır... Anayasalar da değiştirilir.” diyor.
EVET: Çünkü; bu anayasa AK Parti için değiştirilmiyor. AK Parti bugün var yarın yok. Hangi parti ilelebet iktidarda kalmış ki AK Parti de kalsın. Varsa Başbakan’ın, bakanların veya parti yöneticilerinin bir kusuru tabii ki yargılansın. Ama varsayımlar üzerinden hareket edip 72 milyon insanın geleceğiyle oynamakla hangi akla hizmet edilmiş olunur? Kaldı ki, referandum ayrı seçim ayrı. Referandumda mevcut hükümetin değil kendimizin, çocuklarımızın geleceği oylanacak. Hükümet, sonuç ne olursa olsun genel seçimlere kadar görevine devam edecek. Yani; referandum hükümete güvenoyu niteliğini taşımayacak. Bu nedenle, diğer partililerden de ‘evet’ geleceği için ‘evet’ oylarının en az yüzde 60 oranında çıkacağı tahmin ediliyor…
MHP’li yöneticiler de aynen CHP’li ve BDP’li yöneticiler gibi referandumda ‘hayır’ demenin gerekçelerini sıralarken zorlanıyor. Zaten özellikle MHP tabanının yarısının referandumda ‘evet’ demeleri bekleniyor. Ama; diğer yarısının ‘evet’ demedikleri için sonradan pişman olmamaları için biz görevimizi yapıyoruz, tarihi sorumluluğumuzu yerine getirip bu vebalden kurtulmak istiyoruz.
***
Sayın yöneticiler, basın açıklamasının bir bölümünde “Kazananın Türkiye ve Türk Milleti olması için bu günden itibaren şuurlu bir şekilde referandumda “Hayır” çıkması için sağduyu etrafında bir ortak akıl oluşturulmalıdır” ifadesini kullanmış. Bu nasıl bir ortak akıl ki, milletin darbelere maruz kalmasını önlemek için yapılan bir değişikliğe ‘hayır’ diyebiliyor? Bu nasıl bir ortak akıl ki, CHP ve BDP yöneticileriyle aynı filmde rol alıyor? Bu nasıl bir ortak akıl ki, kangren haline gelmiş 50 yıllık bir vesayetten kurtulmanın reçetesini yırtmaya çalışıyor?
***
Anayasa’da yapılan değişiklikler elbette yeterli değil. Ama; ‘yeterli değil’ diye ‘darbe korkulu’ mevcut anayasa ile yaşamak zorunda da değiliz. Türkiye’nin geleceğini, aydınlatılmasındaki sorumluluğun yükünü taşıyan herkes; siyasi görüşü, mezhebi, etnik kökeni ne olursa olsun birlik içinde hareket etmek zorunda. ‘Düşman üzülsün, Türkiye ve Türk Milleti kazansın’ diye hepimiz; 12 Eylül 2010 tarihinde “EVET” demeliyiz.”
Gazanız şimdiden mübarek olsun…
Bu Yazı Toplam 80 Defa Okunmuştur
|